Ana Sayfa Blogspot Mülk Allah’ındır

Mülk Allah’ındır

Mülk Allah’ındır

Yaşadığımız her olay, karşılaştığımız her varlık bir ayetin açılımıdır. Yaşadığımız tüm olaylar, bize kuranı kerimin ayetlerine örnek olsun. O ayeti hal edelim diye yaşattırılır. İşte ilk inen emir olan “OKU” emri bunun karşılığıdır ikra, “Olayları oku idrak et. Neyi yaşadığını anla ders al” demektir..

Ben “mülk Allah’ındır” ayetini bir kedi ile öğrendim. Geçen yıl kapımın önünde baktığım, üç kardeş kedim aynı anda kayboldu. İki gün boyunca hüngür hüngür ağladım. Üçüncü gün iki kedimin ölüsünü buldum.. muhtemelen kedilerde çok sık görülen gençlik hastalığına yakalanıp ölmüşlerdi çok üzüldüm ve çok ağladım. Fakat üçüncü kedimin ne ölüsünü ne dirisini bir hafta boyunca bulamadım.

Bir hafta sonra akşam yatmadan önce “Mülk Allah’ındır..” ayeti birden bire kafamın içerisinde şimşek gibi çaktı kendi kendime; “Hayırdır sen kimin mülkünü kimden daha fazla sahipleniyorsun. Kimin mülküne, kimden daha fazla acıyorsun, merhamet ediyorsun… Haddini aşma” dedim. O dakika kalbime bir ferahlık geldi… Yattım uyudum.

Ertesi sabah kayıp olan üçüncü kedim kapının önüne gelmişti. Oysaki, kapının önünden bir saat bile ayrılmazdı. Ama bir hafta boyunca ortadan yok olmuştu ve ben “mülkün Allah’ın olduğuna tam olarak iman ettikten sonra kedim geri geldi… O gün fark ettim ki, “mülk Allah’ındır” ayetini çok fazla kullanıyoruz. Ama bunun ne demek olduğunu hiçbirimiz tam olarak idrak edemiyoruz.

Bu yüzden, hayatımıza giren herkesi ve her şeyi kendimizinmiş gibi sahipleniyoruz. Onun gerçek sahibi, koruyucusu olduğumuzu zannediyoruz. Biz Allah’ın olan mülkü, kendimizinmiş gibi sahiplendiğimizde ve ondan daha fazla korumaya kalktığımızda, Allah o mülkünü elimizden alarak, bize gerçek mülkün sahibinin kim olduğunu öğretiyor.. Tabi ki, olayları okuyabilirsek… Burada mülkten kasıt maddi varlıklar değildir. Kainatta canlı cansız, zerreden küreye her ne varsa mülktür. Allah’ın mülküdür. Bunu da belirtmek isterim..

Evet bugün yine geçen yıl yaşadığım bu olayın benzerini yaşadım. Evde baktığım ve asla dışarıya çıkartmadığım kedim birden bire ortadan kayboldu. Evim dördüncü katta, binanın kapısı raylı sistem sürekli kapalı kapıdan çıkamaz. Aradım taradım hiçbir yerde yok camdan düşmüş olabilir diye binanın etrafını didik didik aradım yok. Arka sokakları aradım. Bahçeleri aradım. Yok… Önce üzülecek oldum. Sonra birden bire, aklıma bir yıl önce yaşadığım o hadise, ve olayın nasıl çözümlendiği geldi…

Kendi kendime; “Mülk Allah’ındır” dedim gülümsedim. Sadece beş dakika sonra camdan baktığımda, kedimin bahçeye geldiğini gördüm. İşte, işin özü bu. Ayetleri oku… Yaşadıklarının da ayetlere örnek teşkil ettiğini bil… Ve hayatın boyunca yaşadığın her şeyin bir tekrar silsilesi olduğunu bil… Unutma dünya bir okul Kuran ise, okumayı öğrenmen gereken kitap.

Yaşadıkların, öğretmeninin. Yani rabbinin sana yaşatarak öğrettiği örneklemeler, şikayet etme…Olayların arkasındaki ayetleri bul… Çözümle. İdrak et iman et. Ders al Hayatın kolaylaşsın. Önemli olan, formülü çözmek ve özneyi ve yüklemi formülün üzerine yerleştir… Gerisi oyun ve eğlence. Olaylar aynen tekrar tekrar ediyor çözümlerde.

Ne diyor Ankebut Suresi 64. Ayet Meali; “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur.”
Ve… bakın ne buyuruyor Hz. Muhammed; ”Şayet, siz Allah’ı layıkıyla bilmiş olsaydınız, anlasaydınız, dualarınızla dağlar yerinden oynardı.”

Zorluklar, insanoğluna acı çektirmek için bahşedilmez… Bir şeyler öğretebilmek için ve tekamül atlamayı kolaylaştırmak için bahşedilir.. Ama özellikle son 25-30 yıldır aileler çocuklarının sırtlarındaki tüm yükleri kendileri yüklenerek, onların tekamül atlamalarına engel oluyorlar… Onlara iyilik ettiklerini zannediyorlar. Ama farkında olmadan hayattaki en büyük zararı yine onlar veriyorlar.

Sonrada dönüp ballandıra ballandıra Fatih Sultan Mehmet’in 21 yaşında nasıl İstanbul’u fethettiğini anlatıyorlar.. İstanbul’u fetheden Sultan Mehmet olsa da, onu yetiştiren annesi ve babası manevi fatihlerdi… Bugün Fatih Sultan Mehmetler, Kanuni Sultan Süleymanlar , mimar Sinanlar, yavuzlar, hasan canlar, ibni Sinalar yetişmiyorsa, bunun müsebbibi sadece sistem değildir… Anne babalarda en az sistem kadar suçludur…

Özellikle son 30 yıldır Dünya, nefsi emmareden nefsi levvameye bile terfi edemeyen bu kademede patinaj çekip, bir üst kademeye yükselemeyen cahiller sürüsü ile doldu taştı. Bu yüzden ne gençler huzur bulabiliyor. Nede Anne Babalar rahat yüzü görüyor… Bırakın herkes yükünü yüklensin. Gençler zorluklarla istediklerini elde etsin… Zorluklarla boğuşsunlar ki, tekamül atlayabilsinler… Ve dünyadaki ruhlar temizlensin.

Bu günlerin mimarı sistem değil. Anne babalar. Çünkü sistemin kurucularını doğuranlarda yetiştirenlerde. Sisteme asker yetiştirenlerde Anne babalar…

Cevher; işlenmeden önce sıradan bir taştır. Bu taş, baskı altında, kırılarak, Yontularak, şekil verilerek, törpülenerek mücevhere dönüşür.. ve asıl değerine kavuşur.. insanoğlu da böyledir. Yeryüzüne Cevher olarak indirilir. Ancak ve ancak acılardan sıkıntılardan üzüntülerden geçerek bu acılardan geçerken de, kendini yontarak ve törpüleyerek gerçek değerine ulaşır.

Bu yüzdendir ki; “Bu acılar bu sıkıntılar, bu baskılar neden beni buluyor” demeyin. Bu sıkıntı acaba benim hangi olumsuz yönümü yontmak veya törpülemek için üzerime salındı” diye tefekkür edin. Sonra o yönünüzü yontun törpüleyin.  Hiçbir Cevher şekil verilmeden yontulmadan törpülenmeden vitrine konulmaz. Cevher mücevhere dönüşüp vitrine konulana kadar da kimse o cevherin varlığından haberdar olmaz.

Siz mücevherliğinizi ispat edene kadar, Hiç kimse sizin gerçek kıymetinizi anlamayacak… Bu yüzden insanlara kırılmayı darılmayı bırakın. Başınıza gelen olaylardan dolayı onları suçlamaktan da vazgeçin, başınıza her ne geliyorsa, haktan geliyor her şey sizin mücevhere dönüşmeniz için gerçekleşiyor. Sarrafta sizsiniz cevherde sizsiniz. Okuyun… Olayları okuyun. Eşyanın arkasındaki hakikati görmeye çalışın gerisi Allah kerim…

Şenay Tek

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz